Çeşme Aktüel

Sekizinci kez ‘Şiir ve Müziğe İltica’ edildi

Sekizinci kez ‘Şiir ve Müziğe İltica’ edildi
69 views
02 Şubat 2020 - 15:22

Çeşme, Kuşadası ve Selçuk’tan şiirseverler ile Seferihisarlılar Anı Evi’nde buluştu.. Moderatörlüğünü Fergun Özelli’nin yaptığı ‘Şiir ve Müziğe İltica’ kültür ve sanat etkinliğinin bu ayki konukları Şair-Yazar ve Çevirmen Koray Feyiz ile Şair Ece Apaydın’dı. Sekizincisi düzenlenen geceye Can Okyay ile Ulaş Yaman otantik müzikleriyle renk kattı..

Seferihisar Anı Evi salonunu tamamen dolduran konuklar şiir ve müzik dolu dakikaların keyfini yaşadı. Aynı zamanda kendisi de bir şair ve yazar olan, ilk şiirleri Dönemeç ve Yusufçuk dergilerinde çıkan, Buralardan Gitmeliyim (1985), Yirmi Dört Satır Yalnızlık (1990), Aşkı­ya (1997), Kilitli Defter (2005), Narin Zehir (2007) kitaplarının yazarı Fergun Özelli gecenin açılışında yaptığı konuşmada, tüm dinleyici ve sanatçılara, Anı Evi çalışanlarına ve bu güzel mekânı yeniden şiir ve müziğe açan sevgili Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’e içtenlikle teşekkür ettiğini belirterek, bir sonraki etkinliklerinin yine saat 19.00-21.00 arası Anı Evi’nde, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Şair Bilsen Başaran ile Müzisyen Ali Musa Tunç’un katılımıyla gerçekleştirileceğini söyledi.

KONUŞMACILAR; FELSEFİ BOYUTU OLAN FEYİZ İLE POSTMODERNİST ŞİİRİN ÖNDERİ APAYDIN

Moderatör Fergun Özelli tarafından “Modern Türk şiirinin kırılma noktalarında gündeme giren şiir anlayışı ile güçlü ya da güçsüz kendi eleştirisini de birlikte oluşturan, genelde ölçüsüz-uyaksız, günlük görüntülere yaslanan, anı yakalayan, güncele ve konuşma diline sıkı sıkıya bağlı bir şiirden, söylediklerinde bir arka plan, bir derinlik arayan, imgeyi, simgeyi, ölçüyü hesaba katan, felsefi boyutu olan bir şiire yönelmiş bir şair” olarak tanıtıldı. Fergun Özelli Ece Apaydın ile ilgili olarak da şöyle konuştu:

“Dostum Koray Feyiz’e göre Ece Apaydın Türk şiirinde postmodernist şiirin önderidir. Okuru etkileyen, yönlendiren, bir öncü olma vasfına sahip bu liderlik karşılıklı rızaya dayanmaktadır. Rıza kurumu, postmodernizm ile şair arasındaki iletişimi düzenleyen önemli bir husustur. Okur beratı ile atanan böylece belli bir mevki sahibi olan şairin postmodernistler tarafından da kabullenmesi, benimsenmesi gerekir. Ece Apaydın; postmodernizmin insanî boyutu ve hayata dair açılımlarına işaret ediyor.”

ŞİİRİN POETİK AÇILIMLARI AĞIRLIKLI TEMAYDI

Fergun Özelli ve Ayhan Altay’ın etkin sorularına samimi yanıtlar veren iki şair, genel olarak şiirin poetik açılımlarına değindiler. Bir ara söz İslami kesim şairlerine geldiğinde Ece Apaydın, o camiada da iyi şairlerin bulunduğunu ve kesinlikle dışlanmamaları gerektiğine dikkat çekerken, Koray Feyiz ise Sezai Karakoç’un tıpkı Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk gibi ‘İkinci Yeni Şiir Akımı’na dahil olduğunu, kendisiyle tanıştığını ve değerli bir şair olduğunu söyledi.

ŞİİRİN KÖŞETAŞLARIYLA ÇAĞIMIZIN GEREKTİRDİKLERİNE BİR YANIT VERDİĞİMİ UMUYORUM

Koray Feyiz sorulara karşılık olarak kendinden de örnekler vererek, “Şiirden Sesler Korosu’nda, edebiyat tarihinin ebedi sorunlarını şiirin ve şairin köklerinden sürdüğüm izle eleştiri ve edebiyatı, teori ve pratiği, kimi zaman birbirine çarpıştırıp kimi zaman da uzlaştırarak ama mutlaka yakından ilişkilendirerek günümüz Türkçe şiirine yansıtmaya çalıştım. Diğer taraftan 2000’li yıllarda ülke şiirinin geçirdiği evreleri Türkçe şiirin köşetaşlarıyla, çağımız düşün dünyasını şekillendiren başlıca düşünce hareketlerinin ışığında mercek altına alırken, aynı zamanda okuyucuyu eleştirinin mevcut durumuyla yine bu bağlamda yüzleşmeye çağırarak çağımızın gerektirdiklerine bir yanıt verdiğimi umuyorum” diye konuştu.

80’Lİ YILLARDA ŞİİRİN HATIRI İÇİN YAZILMIŞ ŞİİR YAPITLARI VARDI

Şairlik serüveninin 40 yılı bulduğunu vurgulayan Koray Feyiz bir soru üzerine ise şöyle konuştu:

Şairin sorumluluğu, dünyanın yaratılmasını tamamlamak için bir anlam vermek. Çünkü isim; kelime, temel şeylerin bilgisi, hatta bu bilgi mevcut değilken var olan ilk şey.. İsim elimizde son derece karanlık ve gizemli bir malzeme. Bu bilgi, özellikle 80’li yıllarda, ODTÜ’lü genç bir üniversite öğrencisiyken, genç bir şair olarak ve Paul Celan’dan çeviriler yaparak edebiyata başladığım dönemin son yıllarında bir görev olarak ortaya çıktı. Büyük, manyetik çekim geleneksel kültür idi. Toprağını çok küçümseyenlerin bilmedikleri şu olsa gerek; onlar sadece yön değiştirmiyor, dillerini de değiştirmiş oluyor. Üstelik sınıfsal bir konum olan bu estetik pozisyona bir tepki olarak. 80’li yıllarda Türkiye’de şiirin hatırı için belli bir şiir anlayışıyla yazılmış şiir yapıtları vardı. Şimdi isim vermek istemiyorum. Bu şairlerle aynı zamanda yazmaya başladım. Ülkemize, halkımıza duyduğumuz ilgi ve sorumluluk kararlılığımızı motive etmekteydi. Bu aynı zamanda takdir ettiğimiz ve hayran olduğumuz ve düşünmeden yaşayamayacağımız ya da şair olarak gelişebilmemiz için gerekli olan kültürel mirasa sahip olduğumuz anlamına da geliyor. O nedenle kültürümüze çok şey borçluyuz. Toprağımıza dikkat etmeli, kendimiz olmak anlamına gelen kendi kültürümüzü yaratmalıyız ve bu daha zor bir yoldur. Daha özgün bir yol ve bazen kaba olma yolunda giden bir yol. Ancak kaba olandan da, gerçeklikten de korkulmamalı.”

POSTMODERNİZMİ ŞİİRE DAHİL EDEN HAYATIN KENDİSİDİR

Ece Apaydın ise önceden titizlikle hazırlandığı belli bazı sorular karşısında yanıt vermekte zorlandığını itiraf ederken, postmodernizmin insanî boyutu ve hayata dair açılımları sorusu üzerine şunları söyledi:

“Postmodernizmi şairin şiirine dahil eden kuşkusuz hayatın kendisidir. O’nun dizelerinde; birbiriyle ilgili-ilgisiz pek çok nesnenin de sentaks olarak yer aldığı gözlenir. Şair; dildeki poetik boşluğun ayırdına vararak onun estetiğini her şiiri anında yeniden ve bir başka kimlikle araştırıyor. Hazır imge ve gramer reçetelerini ardı ardına sıralamaktan şeytandan kaçar gibi uzaklaşıyor. Böylece, Şiirsel Söz’e ulaşmanın bir üstbelirlenim olduğu söylenebilir. Ancak, Söz’ün olduğu kadar, Ses’in kimyasının da peşindedir. Şair bu denli zengin bir dünyayı sergilemekle insanla mukayyet oluşunu da bir şekilde tescil etmektedir. Bütün bu dertler, yaralar bende de bol bol mevcut. Mesela hayatı beceremeyen bir şair olmamı çok seviyorum. İnsan kendine bile itiraf etmediği yaralarını vücut bulmuş halde karşısında görünce, bir yakınlık duyuyor ister istemez. Ben yaralarının peşinden giden bir şairim, yazarken aslında bunu yapıyorum.

Arzunun at koşturması; şiirin gizdökücü biçeminde kalmaz, anlamına kadar uzanır. Anlam, postmodern şiirde en önemli unsurlardan birisidir. Postmodernist şiir, şiirde anlamı dışlayarak, şiiri yalnızca kelime ve dil oyunlarına indirgeyen bir şiir değildir. Gizdökümcü biçemin tanımlayıcı özelliği ile ilgilendiği kadar anlam ile de ilgilidir. Ben yeni bir söylem oluşturmak için, anlam ile gizdökücü biçemin ayrılmazlığına da işaret ederim. Hiçbir şekilde bir araya gelemeyecek, birbiriyle ilişki kuramayacak denli uzak, zıt ve kopuk sözcükler bir görüntü bütünlüğü içinde, haberleri olmadan şiirimin çatısında bir araya gelir.”

BELEDİYE BAŞKANI İSMAİL YETİŞKİN ADINA TEŞEKKÜR PLAKETİ

Arada 3-4 parçalık müzik dinletileri ve şairlerin kendi şiirlerini seslendirmeleriyle normal süresini yarım saat aşan gecenin sonunda Elveda İzmir romanının yazarı ve Seferi Keçi dergisi yazarlarından Gül Doyranlı tarafından Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin adına Ece Apaydın ile Koray Feyiz’e birer teşekkür plaketi verildi. Doyranlı her iki şairin de Sığacık’a yerleştiklerini ve artık hemşehri olduklarını anımsatmasıyla gece sona erdi.

KORAY FEYİZ KİMDİR:

KTÜ ve ODTÜ’de Harita Mühendisliği ve Şehircilik lisans ve yüksek lisans öğrenimi gören, ‘Şehir Psikolojisi’ konusunda doktora tezini tamamlayıp, ‘Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama’ konusunda hazırlamakta olduğu doçentlik tezi üzerinde çalışan Koray Feyiz (59), Üsküdar doğumlu. İlk şiiri Varlık dergisinde 1987 yılında yayımlandı. Daha sonra Adam Sanat, Milliyet Sanat, Hürriyet Gösteri, Evrensel Kültür, Damar, Yarın, Yazıt, Temmuz, Parantez, Şiir Ülkesi, Dönemeç, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Edebiyat Eleştiri, Su, Kıyı, Yazko Edebiyat, Patika, Yaba Öykü, Lacivert, Dar Sokak, Taflan, Sincan İstasyonu ve pek çok dergide şiir ve şiirin sorunları üzerine yazıları yayımlandı. Kitapları: Mezarlar Eskimedi (1987), Bir Mektupta İki Yalnızlık (1988), Ben O Issız O Yorgun Şehir (1995), Uhrevi Zorba (1995), Düşle Gelen (1995), Seni Bağışladım Çünkü Beni Çok Üzdün (1999), Su Yarası (2010), Büyülü Bir Yay Çalışması (2015), Yok (2017), Ada Sıcaklığı İçin (2017), Şiirder Sesler Korosu (2018), Karganın Mürekkebi (2019).

ECE APAYDIN KİMDİR?

1976 ‘da Alaşehir’de doğdu. Şiirleri/düzyazı şiirleri ve şiir üstüne denemeleri; Şiir Ülkesi, Dize, Kum, Edebiyat ve Eleştiri, Lacivert, Yasak Meyve, Karakalem, Patika Şiiri Özlüyorum, Mühür, Eliz, Cinayşe, Varlık, Akatalpa ve daha birçok dergide yayımlandı. Kitapları: Gümüş Kaşıkların Ucunda (2011) Kemik Ağacını Kar Sesiyle Süsleme Sanatı (2013), Suya Yolculuk (2014), Ben Salome (2017), Asıllar ve Replikalar (2019)

 

Yarımada Lezzetleri
Çeşme nöbetçi eczaneleri

Çeşme Aktüel basın meslek ilkelerine uyar. Sitede yayınlanan köşe yazılarının sorumluluğu yazarlarına aittir. Sitede yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.

dorokolomontodurunkibelekşisoryollaki tamaharoşi mikoloji fataaamilrok vilork morokarşzorfali porraki şıllitorriki pulliji filletulpu lullu